Sponsorlu Bağlantılar
Ansiklopedik Bilgileri Alfabetik Olarak Görüntüleyebilirsiniz.
Sponsorlu Bağlantılar
Peyderpey:
Azar azar, bölüm bölüm, yavaş yavaş.
Peygamber:
İnsanlara Allah'ın buyruklarını bildiren, onları dine çağıran kimse, elçi,
Put:
Kendisine tapınılan, doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya ca
Putperest:
1. Puta tapan, şirk ve küfür içinde bocalayan kimse.
2. Allah'a yapılmas
Rab:
Terbiye eden, yetiştiren, yöneten, bir şeyin sahibi, nimet veren, ihtiyaçla
Rabb:
Allah. Yaratan ve yarattıklarını başıboş bırakmayıp terbiye eden. Rızık ver
Rahîm:
Koruyan, acıyan, merhamet eden Allah. "Yaratmış olduğu bütün varlıklara kar
Rahman:
“Dünyada, bütün canlılara şefkat gösteren, mümin kâfir ayrımı yapmaksızın i
Rahmet:
1. İncelik, sevgi, şefkat, merhamet.
2. Birinin suçunu bağışlama, affetm
Ramazan:
Oruç tutulan ay. Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu.
Rasûl:
Elçi, haber getiren, Allah'tan aldığı emirleri insanlara ulaştıran peygambe
Raûf:
Fazlasıyla merhametli, şefkatli, acıyan, esirgeyen.
Râvi:
Rivayet eden, işittiği haberleri ve sözleri başkalarına aktaran, hadisle il
Re'y:
Kur'an-ı Kerim ve sünnetin açıkça çözüme kavuşturmadığı meseleleri ayet ve
Refik:
Arkadaş, dost.
Resul:
Allah'ın kendi katından kullarına göndermiş olduğu inanç esaslarını, ibadet
Rey:
Görüş, inanç, akıl, düşünce. Kur'an-ı Kerim ve sünnetin açıkça çözüme kavuş
Rezilet:
Kötülük, aşağılık, kötü ahlaki özellikler.
Rıfk:
Bir Müslüman'da olması gereke incelik, naziklik, yumuşak huyluluk ve kibarl
Rıza:
Hoşnutluk, memnunluk, razı olma, isteme.
Rızık:
1. Kendisinden faydalanılan her şey.
2. Allah'ın tüm canlılara kendi kat
Riayet:
Sayma, saygı, ağırlama, itibar etme.
Riayet Etmek:
Uymak, boyun eğmek.
Riba:
Faiz. Hizmet ve emek karşılığı olmaksızın paranın kullanılmasına karşılık o
Rivayet:
Bir olay, bir haber veya sözü nakletme.
Riya:
Gösteriş, iki yüzlülük, sahtekârlık, özü sözü bir olmama. İnsanlar arasında
Riyakâr:
Gösteriş yapan, ikiyüzlü, sahtekâr, özü sözü bir olmayan. Allah rızası işin
Rüsvay Etmek:
Ayıplanacak duruma getirmek, rezil etmek.
Saadet:
Mutluluk.
Sabır:
Hoşa gitmeyen olaylar, insanı zorlayan durumlar karşısında ruhsal dengeyi b